Tuzhisar Sultanhanı

Han, Kayseri-Sivas yolu üzerindedir. Kayseri’nin yaklaşık olarak 45 kilometre kadar kuzeydoğusunda yer alır. Bu yol Selçuklu dönemi kervanlarının kullandığı ana kervan yollarından biridir. Arap coğrafyacı İbni Said bu güzergah üzerinde çok sayıda han olduğunu belirtmiştir. Bu hanlar içinde özellikle Latif Hanı olarak bilinen Anadolu’daki en büyük kervansaray olduğu Kadı Muhyiddin İbni Abdüzzahir tarafından bildirilmiştir. Kervansaray, bir köy içinde, hafif eğimli bir arazide inşa edilmiştir. Hanın öncesindeki menzil Cırgalan Hanı’dır. Sonrasındaki menzil ise Latif Hanı olmalıdır. Kervansaray, banisi Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat’ın adıyla anılır. Tuzhisarı Hanı ve Palas Hanı isimleriyle de kullanılır. Yapının kapalı barınak kısmının taçkapısının üzerinde olduğu söylenen, ancak bugün okunamayacak derece tahrip olmuş kitabesinden hareketle, kervansarayın 1226 yılında inşa edilmiş olabileceği ileri sürülür. Burada “burhan emir el-mü’minin” ifadesinin bulunduğu belirtilir. Kadı Muhyiddin ibn Abdüz-Zahir, Baybars’ın Kayseri’den dönüşü sırasında sultanın ordusuyla “Sivas yönüne hareket etti ve bu yöndeki Aleaddin Keykubat Hanı’nın yakınında bir konağa indi” şeklindeki açıklamadan hanın Aleaddin Keykubat tarafından inşa ettirilmiş olduğu değerlendirmesine ulaşılır. Yapı, kapalı bölüm (barınak) ve açık avludan (servis) oluşan iki kütleli bir plana sahiptir. Kapalı bölüm, açık avlulu kısma göre daha küçük ölçekli olarak yapılmıştır. Bu plan özelliği ile Anadolu’da 13. yüzyılda inşa edilmiş Sultan hanları plan özelliğini gösterir. Yapının planı, küçük bazı farklar göz ardı edilirse özellikle Aksaray Sultan Hanı’na çok benzer.
Kuzey cephenin ortasında dışa taşkın ve duvardan yüksek bir taçkapı doğrudan avluya geçit veren bir koridora açılır. Sivri kemerli taçkapının kemeri, üzengi seviyesinden sonra yıkılmıştır. Taçkapı kemerinin içinde dokuz sıralı mukarnas kavsarası taçkapı açıklığını kapatır.
Taçkapının iki yanında dairevi formlu ve birbirine bitişik silindirik sütunçeler şeklinde tasarlanan iki payanda, bir yandan duvara destek sağlarken diğer yandan taçkapıyı en dıştan çevreler. Yapının duvarlarına destek veren, yıldız, çokgen ve yarım daire kesitli payandaların bir bölümü mukarnaslı, bazısı ise konik bir külaha sahiptir. Kuzeybatı köşedeki kulenin ortasında dikdörtgen bir kartuş içinde yapının mimarı olduğu iddia edilen “amel-i Yadigar(?)” ifadesi geçer. Dış cephede duvar yüzeyinde, damdaki tonozların üzengi seviyelerinde belirli aralıklarla yerleştirilmiş stilize aslan başı çörtenler görülür. Taçkapıdan girildikten sonra dikdörtgen planlı ve üzeri çapraz tonozla örtülü giriş eyvanına ve buradan da avluya ulaşılır.
Doğu batı yönünde uzanan avlunun ortasında köşk mescit bulunur. Avlunun ortasındaki köşk mescit, köşelerde “L” kesitli ayaklara binen sivri kemerlerin taşıdığı çapraz tonozla örtülüdür. Kuzey taraftan çift taraflı on bir basamaklı merdivenle çıkılır. Sivri kemerli ve mukarnaslı düz lentolu bir kapıyla kare planlı mescide girilir. Mescidin bütün cepheleri geometrik geçmeler ve aralarına tek tük yerleştirilmiş bitkisel nitelikli bir süslemeye sahiptir. Ancak en ilginci mescidin güney cephesinde kare ayakları birbirine bağlayan kemer alınlığındaki S formu şeklinde bütün kemer yüzeyi boyunca kıvrılarak kilit taşına doğru yönelen karşılıklı iki ejder motifidir. Avlunun giriş yüzünde, giriş eyvanının doğusundaki dikdörtgen mekanın üzeri beşik tonozla örtülüdür. Bu mekanın hemen yakınında küçük bir eyvan yer alır. Avlunun batı kanadında, doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Üzerleri sivri beşik tonozla örtülü farklı büyüklüklerde beş mekan, doğrudan bir kapıyla avluya açılır. Bu mekanların önünde de ikisi duvara yerleştirilmiş sekiz ayağın taşıdığı bir revak yer alır. Avlunun batı kanadına ayrıca kervansarayın hamamı da yerleştirilmiştir. Hamam eş büyüklükteki küçük kare bölümlerden oluşur. Bunlar; soyunma, soğukluk, sıcaklık, su deposu ve külhan bölümleridir. Avlunun kuzey kanadında, batı taraftaki hamamın külhan bölümü haricinde giriş eyvanının bitişiğinde iki dikdörtgen mekan daha bulunur. Avlunun doğu kanadında, her birinde çift sıralı kare ayakların taşıdığı yedi destek sıralı, Üzerleri sivri beşik tonozla örtülü revak yer alır. Hanın kapalı bölümüne gırışı sağlayan taçkapısı, avlu taçkapısı gibi üç bordürle çevrilidir. Barınak kısmı taçkapıdan sonra ortada kuzey-güney doğrultusunda devam eden merkezi bir sahın ile bu sahını doğu-batı doğrultusunda dik olarak kesen yedi sahına bölünür. Enine yerleştirilmiş sahınların üzeri, sivri kemerli altı destek sırasının taşıdığı sivri beşik tonozlarla kapatılmıştır. Merkezdeki orta sahında enlemesine atılan takviye kemerleri orta sahına destek verir. Girişten sonra barınak kısmını boylu boyunca kapsayan orta sahının her bir tarafındaki sahınlar ikişer ayak sırasıyla desteklemiştir. Orta sahın ile her bir kenarda en dıştaki sahınların haricinde kalan iki ayak arasındaki bölümde bir seki sırası uzanır. Orta sahnı dik kesen dördüncü sıradaki tonozla aynı seviyede bir aydınlık feneri görülür. Sultan Hanı günümüzde daha çok turistlerin uğradığı bir açık hava müzesi görünümündedir. Yapının restorasyon anlamında herhangi bir problemi yoktur.

Tuzhisar SultanhanıMurat KAYA