Rüstem Paşa Camii

Eminönü Tahtakale’de yer alan yapı Sadrazam Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yapının banisi Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan doğan çok sevdiği kızı Mihrimah Sultan’ın kocasıdır. Zenginliğiyle dillere destan olan Rüstem Paşa, Sultan II. Selim’e taht yolunun açılmasında kayınvalidesi Hürrem Sultan’ın entrikalarına yardım etmesi ve iki kez geldiği sadaret makamında rol oynadığı tarihsel olgularla, 16. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin önemli kişiliklerinden biridir. Evliya Çelebi, ondan Aristo akıllı idi diye bahseder. Hırvat asıllı paşa, Enderun’ da yetişmiş, hırslı, entrikalardan korkmayan, zeki ve parayı nasıl kazanıp kullanacağını bilen farklı bir kişiliktir. Rüstem Paşa, imparatorluğun birçok yerinde yaptırdığı bina ve külliyelerle adeta bir yapılar patronudur.

Kanuni’nin Rüstem Paşa’yı henüz üçüncü vezirken kızı Mihrimah Sultan’la evlendirmeye karar verdiği rivayet edilir. Bu evlilik için daha yüksek bir makamda olması gerektiğinden Diyarbakır’a tayin edilir. Geleceğinin parlak olduğunu fark eden düşmanları Rüstem Paşa’nın cüzamlı olduğu söylentisini yayarlar. Şüpheye düşen Kanuni emin olmak için arkasından gizlice bir doktor gönderir. Paşanın odasını arayan doktor çamaşırlarında bit bulur. Cüzamlılara bit gelmediğinden Rüstem Paşa böylece aklanır ve onu pek de sevmeyen biri olsa gerek ki şu beyiti yazar:

“Olacak bir kişinin bahtı kavi, talihi yar,

Kehlesi (biti) dahi mahallinde onun işine yarar.”

Bu beyitin üstüne Rüstem Paşa’nın adı “Kehle-i ikbal”e çıkar ve çok geçmeden sadrazam olur. Kanuni’nin büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi için türlü entrikalar çevirerek kayınvalidesi Hürrem Sultan’ın şehzadelerine saltanat yolu açan paşa, yeniçeriler Şehzade Mustafa’yı çok sevdiği için bir süre sadrazamlıktan uzaklaştırılır. Fakat çok geçmeden yerine getirilen Kara Ahmed Paşa’nın yok yere idam edilmesini sağlayarak ikinci kez sadrazam olur.

Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’da deniz kıyısına yaptığı üç camiden ikincisidir ve İstanbul deniz kıyısı siluetinde özel yeri olan estetik ve incelikli bir yapıdır. Konumunun getirdiği özellikleri dışında Osmanlı döneminin en süslü camisi olarak ün kazanmıştır. Tüm iç mekanını kaplayan eşsiz İznik çinilerinin zenginliği ve çeşitliliği göz alıcıdır. Yapı 16. yüzyıl Türk çini sanatının en güzel örneklerinin sergilendiği bir müze gibidir. O dönemde çini kaplama, özellikle çiniyi bir cami inşaatında tüm yapının içini kaplayacak kadar çok kullanma büyük para sarf etmek demektir. Malı mülkü bol ,olan, tarlaları, tuzlaları bulunan, ekilen, biçilen, işletilen, sürekli gelir getiren ve çoğalan servetiyle Rüstem Paşa’nın bunu karşılayabilmiş olması şaşırtıcı değildir. Hatta paşanın İznik’te atölyelerin kapasitesi yetmediğinden Kütahya’ da özel bir çini atölyesi açtırdığı da rivayet edilir. Sinan’ın çinilerle bezediği bu aydınlık cami ile Tahtakale keşmekeşi ve kalabalığı arasında yarattığı geçiş etkileyicidir. Gerek mimarisi, gerek süslemesiyle şehrin en güzel camilerinden biri olan yapı turistlerin de en çok rağbet ettiği tarihi yapılardan biridir. Tıpkı Rüstem Paşa’nın Şehzade Külliyesi’ndeki türbesinde olduğu gibi caminin de kitabesi yoktur. Bu durumu Rüstem Paşa’nın çağının şairleriyle arasının açık olmasına bağlayanlar bulunur .
Cami 16. yüzyıl Türk çini sanatının en güzel örneklerinin sergilendiği bir müze gibidir. Rüstem Paşa’nın caminin çinileri yapılırken İznik’teki atölyelerin kapasitesi yetmediğinden Kütahya’da özel bir çini atölyesi açtırdığı rivayet edilir.

İstanbulda 100 Mimar Sinan Eseri

Rüstem Paşa CamiiMurat KAYA