Alanya Kale

ALANYA KALE CAMİİ :

Alanya şehir surlarının ikinci kısmında bulunmakta olan Kale Camii, aynı zamanda Sultan Alaaddin, Sultan Süleyman Camii olarak ta tanınmaktadır.

Kale Camii bazı kayıtlara göre ilk defa 629 H. (1231) de Sultan Alaaddin zamanında yapılmış, sonra harabolmuş 937 – 974 H. (1530 – 1566) yılları arasında eski temelleri üzerinde Kanuni Sultan Süleyman zamanında yeniden inşa edilmiştir.

Alanya Kalesi içinde, arasta ve han ile birlikte büyük bir kompleks teşkil eden cami, kare planlı ve tek kubbeli ibadet mekanı ve Kuzey cephede 3 bölümlü son cemaat yeri ile birlikte muntazam bir dikdörtgen teşkil etmektedir. Kuzey doğu köşedeki cami duvarına bitişik sarnıç ile Kuzeybatı köşede caminin beden duvarlarından çıkıntı teşkil eden minare kaidesi, dikdörtgen planı yanlara çıkıntılarla genişletmektedir. Tamamen moloz taştan yapılmış olan cami’in beden duvarlarında sadece, son cemaat yeri ve pencere kemerlerinde tuğla kullanılmış taşlar arası derz yapılmıştır.

Kuzey cephede zeminden 5 basamak merdivenle yükselen son cemaat yeri 3 sivri tuğla kemerli ve 3 bölümlüdür. Beden duvarlarının saçak hizasından biraz aşağıda kirpi saçaklarla nihayetlenen son cemaat yerini alçak kasnaklı ve kiremitle kaplı 3 küçük kubbe örtmektedir.

İki sıralı ve sivri kemerli pencereleri olan caminin beden duvarları gene kirpi saçaklarla nihayetlenmekte üst örtüyü teşkil eden kiremit kaplı pandantifli kubbe sekizgen kasnak üzerine oturmakta ve her kenarına yuvarlak küçük bir pencere açılmış bulunmaktadır.

Son cemaat yerinin orta bölümüne açılan cümle kapısı dikdörtgen şeklinde beden duvarlarından çıkıntı teşkil eden büyük bir niş içinde yay kemerlidir. Cümle kapısının ahşap kanatlarının üst bölmeleri ilk anda dikkati çeken kufi yazılı iki pano ile süslenmiştir. Kapının iç yüzündeki nişin üst kısmı da taşa oyulmuş kur’an dan alınmış bir ayet ile süslenmiştir.

Yeni onarılmış olan caminin, içi tamamen beyaz badanalı bir sıva tabakası ile kaplanmıştır. Kubbe ve pandantiflerde bulunan ince deliklerin ardında akustiği sağlayan küpler bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mihrabı stalaktitli sade bir niş halinde olan cami’in minberinin giriş kapısı ve müezzin kürsüsünün alt kısımları ile pencere kapıları ilk yapıldığı devirden kaldığı sanılmaktadır.

Minberin kapı kısmı hariç diğer tarafları yenilenmiştir. Bilhassa kapı üzerindeki dikdörtgen çerçeve içindeki arabesklerle süslü Kur’an dan bir ayetin oyma olarak yazılmış küçük pano ile kapı üzerindeki rumi ve kıvrık dallardan meydana gelmiş alınlık ahşap oymacılığının günümüze kalmış güzel bir parçasıdır.

Kıble cephede mihrabın sol tarafında bulunan bir pencere kapağındaki kakma kaplamalar diğer ağaç oymalardan üslup bakımından ayrılık göstermekte ve muhtemelen caminin Kanuni Sultan Süleyman zamanında ikinci defa ihyasında yapılmış olduğu sanılmaktadır. Kapakların üst kısmındaki kareler içi de gene dış kapıda olduğu gibi kufi yazılarla süslenmiştir.

Cami’in Kuzeydoğu köşesine bitişik olarak yapılmış sarnıç beden duvarlarının yarı hizasına kadar yükselmekte olup, 3 kenarı ortasında üçgen payandalarla takviye edilmiştir.

AKŞABE SULTAN TEKKESİ:

Kale Cami’inin biraz ilerisinde bulunmaktadır. Mevcut kitabede eserin 628 H. (1230) tarihinde 1. Alaaddin Keykubat zamanında Akşabe Sultan adına yaptırıldığı kaydedilmektedir.

İç kale yakınında dik meyilli bir arazide yeralan tekkenin tamamı dikdörtgen planda olup iki kısımda müteşekkildir. Ön kısımda büyük bir kemerle dışarı açılan kubbeli eyvan şeklinde bir bölüm ile bunun Kuzeyinde beşik tonozla örtülmüş, bir kemerle kubbeli kısma birleşen dar kısım birinci bölümü meydana getirir. İkinci bölüm ön kısma göre biraz daha büyük olup tam karedir. Kubbeli olan bu kısmın türbe olduğu anlaşılır.

Tekkenin beden duvarlarından sadece giriş kapısı ile Kuzeydeki eyvanın büyük kemerinde tuğla kullanılmış, diğer kısımlar ise tamamen moloz taştan yapılmıştır.

İkinci kısmın kapısı üzerindeki dikdörtgen nişte üst üste 3 parça mermere yazılmış kitabe bulunmaktadır. Kitabelerden üstten birinci parça diğerlerinden gerek taşı ve gerekse yazısı bakımından farklılık göstermekte olup buraya sonradan konmuş olduğu anlaşılmaktadır. Kitabenin üstten bir parçasının eksik olduğu ve bölgedeki diğer kitabelerde olduğu gibi üst kısmının yarım daire şeklinde olduğu tahmin edilir. Kitabeli kapının sol yanında sivri kemerli 2 penceresi bulunan tekkenin üst örtüsü oluklu kiremitlerle kaplanmıştır. Her iki bölümde de beden duvarları tuğla silmelerle nihayetlenmiştir.

Akşabe Sultan Tekkesinin 3 – 4 metre ilerisinde binadan ayrı olarak yapılmış, moloz taş kaideli ve silindirik tuğla gövdeli bir de minare kalıntısı bulunmaktadır. Bazı kısımlarında sırlı tuğla ve çini kullanılmış olan minarenin sadece gövde kısmının yarısı günümüze kalmıştır.

AKŞABE SULTAN TEKKESİ KİTABESİ

1 – Allahu ya’lemu gaybe
2 – es-Semavat, ve’l-arz

1 – İnne ma Yamuru mesacida’llahi

2 – Men amene bi’l-llahi ve’l Yevmi’l Ahiri

3 – fi eyyami’s-Sultani’I azam Alaüd-Dünya ve’d-Din

4 – el-Abdu’z-Zarif el-muhtac ila rahmeti’l-llahi teala Akşebe

5 – Bitarih senete semane ve işrfne sitte mi’e (628)

Kitabenin Türkçesi :

1 – Allah bilir gaybını,

2 – Semaların ve Arzın (‘Kuran’ın 18/11 ayetinden)

3 – 4 – Kim Allaha ve Ahiret gününe inanırsa Allah’ın mescitlerini imar

eder (Kuran’ın 18/IX ayetinden)

5 – Sultan’ı azam Ala ud-dünya ved-din devrinde

6 – Aciz köle Allah’ın rahmetine muhtaç Akşebe

7 – Tarih, sene 628

Alanya Tersanesi

Alanya Kalesinin Doğu kısımda ve meşhur Kızıl Kulenin Güneyindedir. XIII yüzyılda 1. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmış olan eser günümüze gelmiş yegane Selçuklu tersanesidir. Batı tarafı kayalıklara dayanmış olan tersane deniz istikametinde 5 galeriden teşekkül etmekte ve Doğu ucunda tersane kulesi bulunmaktadır. Galeriler sivri kemerlerle birbirine açılmaktadır.

 

Türkiyede Vakıf Abideler ve Eski Eserler

Alanya KaleMurat KAYA